Menü içerisinden veya dünya haritası üzerine tıklayarak ülkenizi/bölgenizi seçin *
Country Selector Alternate Image
Haberler

      Bizden Haberler

      28/07/2016

      Schneider Electric Bilgi Teknolojileri Başkan Yardımcısı Filiz Gökler IT Network dergisinin sorularını yanıtladı.

      Filiz Gökler IT Network 

      Öncelikle Schneider Electric’in kuruluşunu, faaliyet alanlarını ve bu kapsamdaki çözümlerini anlatır mısınız? 

      Schneider Electric kökleri 1750’li yıllara dayanan çok köklü bir şirket. Fransız menşeli olmasına rağmen, 10 yıl önce şirket merkezinin Fransa dışına taşınması ile şu anda global bir yapıya dönüşmüş durumda. İlk olarak işletme hayatına demir-çelik sektörü ile başlayan Schneider Electric, daha sonra yönünü enerji sektörüne çevirmiş. Enerji sektöründe ilerleyen şirket, sonraki yıllarda Merlin Gerin, Square D, Telemecanique ve Modicon olarak 4 farklı markaya bölünmüş ve bunların bir kısmı Fransız, bir kısmı da Amerikan şirketleri olarak aynı çatı altında yer almış. Uzun süre enerji sektöründe liderliğini sürdüren şirket, daha sonra enerjinin dağıtımı ve kullanımı noktasında enerji verimliliği adına çalışmalarda bulup, bu konuda uzmanlaşma gayretini artırarak geliştirmiş. 4 marka ile başlayan bu serüven,bugün artık 81 markaya ulaşmış durumda. Ancak marka temelinde adlandırmak yerine şirket tüm markalarını Schneider Electric çatısı altında toplamaya devam ediyor.

      Schneider Electric bir enerji şirketi olmasının yanı sıra günümüzde artık bir IT şirketi olma yolunda ilerlemesini sürdürüyor. MGE UPS’lerin hayata geçmesiyle beraber “kritik güç şirketi” haline gelen Schneider Electric, IT şirketi olma yolunda enerji tarafında da enerji verimliliği ve sürekliliği anlamında çalışmalar gerçekleştirdi. Fakat IT alanına asıl geçişin 2006 yılında APC (American Power Conversion) şirketinin alınmasıyla başladığını söyleyebilirim. Schneider Electric konseptini tamamlama noktasında stratejik bir hamle yaparak APC’yi satın almaya karar verdi. Bu satın alma sonrasında Schneider Electiric, 2006 yılı itibariyle küresel olarak bir IT şirketi haline geldi. Schneider Electric bünyesindeki bu global gelişimin Türkiye’ye entegrasyonu ise 2009 yılını buldu. 2009 yılı itibariyle Türkiye’de de bir veri merkezi, yani bir IT şirketi olduğumuzu söyleyebilirim.

      2014 yılında İstanbul’da gerçekleştirdiğimiz “Power to the Cloud Istanbul” konferansımızda yaklaşık olarak 600-650 civarında IT uzmanı ve çalışanını buluşturduk. Bir organizasyonda bu kadar fazla kişiye ulaşmış önemli bir organizasyon olan etkinliğimiz sonrasında Schneider Electric olarak aldığımız ilk mesaj, bizim artık bir IT şirketi olduğumuzdu. Enerji şirketi olmamızın yanına bir IT şirketi olma özelliğimizi de eklediğimizi, bu etkinlik sonrasında net olarak gördük. Veriyi  kullanan, saklayan, transfer eden firmalara teknolojilerimizle hizmet vermeye başladık. Son 4 yıldır Türkiye’de IT alanında çok ciddi çalışmalar gerçekleştirmemizin yanı sıra globale baktığımızda, APC’nin satın alınmasıyla birlikte son 10 yıldır içerisinde IT alanında ciddi çalışmalar ve verimli projeler gerçekleştirdiğimizi söyleyebilirim. Şu an için Schneider Electric’i hem enerji hem de IT şirketi olarak adlandırabiliriz.

      Schneider Electric’in Türkiye yapılanmasından ve Türkiye ile ilgili yol haritasından bahseder misiniz?

      Schneider Electric dünya çapında 25 milyar dolarlık bir şirket. Altyapıdan enerji verimliliği ve yazılım şirketlerine kadar birçok alanda ciddi şirket evlilikleri ve satın almalarımız oldu. Telvent ve Pelco gibi alanında önemli isimleri bu konuya örnek verebiliriz. Türkiye’ye baktığımızda da bu gelişmelerin izlerini taşıdığımızı söyleyebilirim. Schneider Electric Türkiye olarak yaklaşık 300 milyon Euro’luk bir ciroya sahibiz. Kriz seneleri de dâhil olmak üzere her sene üzerine koyarak büyüme trendimizi sürdürmeye devam ediyoruz. Farklı sektörlerde gerçekleştirdiğimiz verimli projelerimiz ile de  bu büyümeyi sürdürüyoruz. Türkiye organizasyonumuz Ülke Başkanımız Bora Tuncer’in liderliğinde Güç Sistemleri, Enerji Sistemleri, Bilişim Teknolojileri Sistemleri, Bina Sistemleri ve Endüstriyel Sistemler adı altında birbirini tamamlayıcı çözümlere sahip 5 farklı iş biriminden meydana geliyor. Günümüz teknolojisinin ve şartlarının getirisi, pazarın ihtiyaçları doğrultusunda yeni bir yapılanma kapsamında birbirini tamamlayan daha az sayıda iş birimleri olarak önümüzdeki senelerde çalışmaya devam edeceğiz.

      Schneider Electric Türkiye’nin pazar payı hakkında neler söyleyebilirsiniz?

      Schneider Electric olarak Türkiye’de özellikle pazara 1970 yılında girmiş bir firma olarak, Enerji ve Güç birimlerinde birinci sırada olduğumuzu söyleyebilirim. Schneider  Electric, belirli bir vizyon ve misyona sahip, yenilikçi, ekibine değer veren, kültürünü bilen ve bunu yaşatmaya çalışan bir şirket olarak hem kendisine hem de çalışanına değer katan bir şirkettir. Türkiye’de 2000 kişinin üzerinde personel sayısına sahibiz.

      Global bakış açısına göre Schneider Türkiye’yi değerlendirir misiniz?

      Middle East Africa (MEA) Bölgesi’nin Başkanı Türkiye’de bulunuyor. O bölgelerin yönetimi de Türkiye’den gerçekleştiriliyor. Türkiye’deki yönetim merkezimiz ise İstanbul Ataşehir’de. Schneider Electric Türkiye, global Schneider Electric’in gözbebeği. Çünkü Türkiye ve dünyadaki krizlere rağmen, kriz seneleri de dahil olmak üzere ya stabil kalmayı sağlamış ya da büyümesini sürdürmüş bir organizasyona sahip bir ülke konumundayız. Schneider Türkiye olarak Schneider Electric’in globaldeki toplam cirosunun içindeki payımızı her yıl artırdığımızı söyleyebilirim. Öte yandan, her konuda organizasyonumuz, kültürümüz ve popülasyonumuzdan ötürü dünya çapında pilot ülke olarak seçiliyor ve pilot projeleri Türkiye’de uyguluyoruz. Genelde benchmark olan ülke ve firma konumuna geliyoruz. Bu bizim için önemli bir kriter ve gurur kaynağı bir durum.

      Enerji yönetimi ve sanayiyi şekillendirmek adına Schneider Electric olarak sunduğunuz çözümlerinizden bahseder misiniz?

      Bu noktada enerji sürekliliği ana konumuzu oluşturuyor. Son 10 yıldır da enerji sürekliliğinin yanında enerji verimliliği konusu üzerinde yoğun çalışıyoruz. Bugün itibariyle yazılım ve donanım alanında hem süreklilik hem de verimlilik konusunda çözümlerimizi sektöre sunuyoruz. Farklı birimlerde farklı şekillerde çözümlerimiz bulunuyor. Örnek vermek gerekirse bina otomasyon sistemlerinde ev otomasyonundan ya da akıllı ev uygulamalarından bahsediyoruz. Akıllı şehir ve akıllı şebeke yatırımları noktasında özellikle Dubai’de önemli çalışmalar ve projeler gerçekleştirdik. Yaklaşık 5 yıl önce Dubai hükümeti ortak yatırım ya da kalkınma planları içerisinde Schneider Electric ile bir iş birliği gerçekleştirdi ve bu kapsamda yatırımlarını devam ettiriyor. Trafik yönetim sistemlerinden enerji ve su yönetim sistemlerine kadar, tüm şehrin bir ağ üzerinden analiz edilmesi, kontrol edilmesi ve tasarruf sağlanması Schneider Electric çözümleri ile sağlanıyor. Türkiye’nin ya da İstanbul’un da bir Dubai seviyesine gelebileceğine inanıyorum. Hükümetin gelişimi ve kalkınma programlarında hatta belediyelerin de programlarında akıllı şebeke, akıllı şehircilik uygulamaları konusuna öncelik verdiğini görebiliyoruz. Su yönetiminden enerji yönetimine, trafik-çevre yönetiminden atık yönetimine kadar uzayan alanlarda farklı belediyelerde farklı odak noktaları bulunuyor. Önümüzdeki dönemde bu alanda ciddi yatırımların olacağını ve hız kazanacağını düşünüyoruz. Schneider Electric olarak bu talebi karşılamaya hazır olduğumuzu söylemeliyim.

      Akıllı ev uygulamaları ve şebekeler dışında da bilişim ya da bina teknolojilerine baktığımızda her alanda akıllı uygulamaları karşımızda görebiliyoruz. Bir veri merkezinde ne kadar enerji kullanılacağı, soğutmanın seviyesi, UPS gücü, PUE değerinin seviyesi gibi konuların yönetimi tamamen veri toplanarak elde edilmektedir. Bu noktada da ortaya büyük veri çıkıyor. Bizim için büyük veri çok önemli, çünkü yapmış olduğumuz her çalışma büyük veriyi toplamaya ve analiz etmeye yönelik oluyor. Piyasaya sunduğumuz çözüm ve ürünlerimiz de buna yönelik. Bir veri merkezinde enerji nakil hattından beyaz alandaki PDU’larınıza kadar tüm veriyi kendi çözümlerimizle okuyabilir, kontrol edebilir, analiz edebilir ve daha sonra kullanıcısına, operatöre rapor halinde sunabiliriz. Bunları da sadece kendimize ait donanım ve yazılım çözümlerimizle sağlayabiliyoruz. Günümüzde IoT (Nesnelerin Interneti), Dijitalleşme, Akıllı Uygulamalar her yerde ve her şey birbiriyle haberleşir durumda bulunuyor. Bulut Bilişimse bunların bir adım ötesinde duruyor. Bulut, sonuç itibariyle bu veriyi farklı bir platformda toparlayacak, depolayacak ve yeri geldiğinde bunu verimli bir şekilde kullanacak bir ortamın oluşmasını sağladı. Şu anda da Edge ve Fog Computing denilen ve ikisi aynı anda kullanılan yeni bir terminoloji bulunuyor.

      Dubai’de gerçekleştirilen “Power to the Cloud 2016” etkinliğinden biraz bahseder misiniz? Etkinlik kapsamında ele alınan konular, etkinliğin ana başlıkları neler oldu? Etkinliğin sonunda ön plana çıkan konular neler oldu?

      Dubai’de gerçekleştirdiğimiz ilk etkinliğin konuları ağırlıklı olarak IT ve Veri Merkezleri üzerineydi. Fakat ikinci seneden itibaren Dubai Hükümeti’nin akıllı şebekeler ve akıllı uygulamalar programıyla birlikte etkinliğin merkezi, akıllı şebeke yönetimine, akıllı şehir yönetimine ve bununla beraber bilişim teknolojilerine yöneldi. Teknolojinin gelişimi ile etkinliğimizin de başlıkları değişmiş oldu. Bu yılki etkinliğimizdeki konu merkezimizin paylaşımı, yüzde 60 oranında akıllı şehir ve şebeke teknolojileri ve yüzde 40 oranında veri merkezi teknolojileri üzerine oldu. APC’nin satın alınmasıyla beraber Schneider Electric hem kesintisiz güç kaynağı, pratik güç noktasında hem de veri merkezleri noktasında dünya lideri konumuna geldi.

      Enerjinin bilişim ile buluşma noktasında sürdürülebilir bir altyapı için Schneider Electric olarak sunduğunuz çözümler neler?

      Bu noktada veri merkezleri üzerine yoğunlaşmak istiyorum. Gerek dijitalleşme ve gerekse sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla artan veri üretimi, özellikle Türkiye’de günden güne mega veri merkezlerine doğru gidişi hızlandırıyor. Dünyaya baktığımızda veri merkezleri, trend mega veri merkezleri ve mikro veri merkezleri olarak ikiye ayrılmış durumda. Bu nokta enerjinin IT veri merkezindeki verimliliği olarak baktığımızda, sürdürülebilir bir altyapı için enerji nakil hattından PDU’ya kadar enerji verimliliği ile IT teknolojisini birleştiren çözümler sunuyoruz. Enerji nakil hattından yüksek gerilime, orta gerilime bağlanmanız ve o nakil hattında ya da enerjinin dağıtılması noktasındaki trafoda ve enerji nakil ekipmanları da dâhil olmak üzere verimli enerji cihazlarının sağlanması, enerjiyi ölçecek, yorumlayacak, analiz edecek ve komut verecek sensörlerin sağlanması, bunu da enerjiyi verimli hale getirecek güç sistemlerinin sağlanması Schneider Electric’in enerji ve güç çözümleri arasında bulunuyor. Bu noktada bir adım daha öteye giderek Türkiye pazarına Akıllı Panolar getirdik. Artık sadece enerji nakil hattınızda ya da trafonuzda değil, panolarda da internet bağlantısı ve erişim sağlayarak, panolardaki bilginin alınması, uzaktan bağlantı ve kontrol edilme imkânı sunuyoruz. iMCC dediğimiz akıllı uygulamalarımızla son 3 senedir piyasada etkin olarak kullanılıyoruz. Enerji tarafında bu çözümleri sağlarken IT tarafına baktığımızda ise, veri merkezini bir bütün olarak düşünürsek, kesintisiz güç kaynakları noktasında yüksek verimli UPS’lerin kullanılması, yüksek verimli soğutma sistemlerinin kullanılması, tüm bunların kontrol edildiği veri merkezi altyapı yazılımının bina ve enerji yazılımı ile birlikte entegre sistem olarak ortak bir platformda çalışması çok ideal bir çözüm. Schneider Electric olarak bina, enerji ve veri merkezlerindeki yazılımlar tek bir platform altında birbiriyle entegre olarak sunulmakta ve sürdürülebilir altyapıda enerji verimliliği adına önemli çözümler sunmaktayız.

      Enerji için günümüzde ve gelecekte ülkemizi bekleyen imkânlar nelerdir?

      Şirket olarak amiral gemimiz hala enerji. Bu konudaki yatırımlarımızı devam ettiriyoruz. Yenilikçi bir firma olduğumuz için sürekli yenileme çalışmalarımızı sürdürürken mevcut ürünlerimizin derinlik değerlerini artırıyoruz. Türkiye’de bulunan İstanbul’daki (Trafo), Manisa’daki (Alçak gerilim, orta gerilim, pano ve güç sistemleri) ve İzmir’deki (Akıllı ev sistemleri) üretim tesislerimizin ana yatırım konusunun enerji olduğunu ve Türkiye adına bu noktadaki yatırımlarımıza yoğunlaştığımızı söyleyebilirim.

      Schneider Electric, 12 üniversitede gerçekleştirdiği “Future is ON” (FIO) projesi ile geleceğin insan kaynağını oluşturmak üzere çalışıyor.

      Bu proje kapsamında neler söyleyebilirsiniz?

      Biz şirket olarak tüm sunumlarımıza “önce insan” başlığı ile başlıyoruz. Bu noktada çok etkin bir şekilde insan kaynakları politikası yönettiğimizi düşünüyorum. Şirket kültürümüzün ilk maddesinde insan bulunuyor. Özellikle son 3 yıldır bu konudaki özel çalışmalarımız sonucunda “Future is ON” gibi etkin projeleri hayata geçirme fırsatı bulduk. Projelerin bu kapsamında etkinliğimizi artırdık. Bu projemizle üniversite ve işletme iş birliklerini hayata geçirmeyi planlıyoruz. Bugünün öğrencilerinden geleceğin iş adamları/kadınları hazırlamaya çalışıyoruz. Bu alanda çok büyük eksikliğin bulunduğu kanaatindeyiz.

      Schneider Electric olarak, edge uygulamalarınız için sağlanan fiziksel altyapı çözümlerinizden bahseder misiniz? Bu çözümlerle hedeflenen özel sektörler bulunuyor mu? (Perakende ve bankacılık)

      Bizde her iş birimimizin ürün gamının ortaya çıkarttığı çözümle ilişkili olarak hedeflediği sektörler bulunuyor. Bizim enerji verimliliğinde ana hedefimiz “ulaşım”. A’dan Z’ye bütünleşik bir şekilde ulaşım sektöründe yer alan çözümlerimizle hem kullanıcıya hem de operatöre çok ciddi kolaylıklar; iş güvenliği, süreklilik ve enerji verimliliği sağladığımızı düşünüyorum. Diğer taraftan tüm binalar bizim güç birimimizin hedef sektörleri altında bulunuyor (Hastaneler, Oteller). Endüstride ise Metal, Maden ve Mineral hedeflerimiz arasında. Bilişim teknolojilerine baktığımızda ise IT’deki hedefimizde Telekom ve Finans alanları var. Bunların dışında yine bu alanda Hosting şirketleri de müşteri hedef kitlemiz arasında yer alıyor. Schneider Electric Türkiye olarak global stratejimize uygun olarak 8-10 arası sektörü hedeflemiş durumdayız ve çözümlerimiz de bu segmentlere daha fazla uyum sağlamış durumda. Bu demek değil ki, Telekom’da ya da Finans’ta kullandığımız bir veri merkezi çözümü bir hastanede ya da bir demir-çelik fabrikasında kullanılamaz. Oralarda da çözümlerin ihtiyaçlara göre adapte edilmesi ve dönüştürülmesi gündeme geliyor. Arka tarafta ciddi bir mühendislik çalışması bulunuyor.

      Schneider Electric’i rakiplerinden ayıran artıları nelerdir?

      Schneider Electric olarak hem bina, hem enerji,  hem de IT alanında uçtan uca çözüm sağlayabiliyoruz. Ürün ve çözüm portföylerimiz hem çok teknolojik hem de birbirini tamamlayıcı nitelikte. Rakiplerimizden bizi ayıran en önemli farkımız da budur. Bir hastane projesi yaptığımızda, hastanenin enerji bağlantısından kapısına kadar, hastanın başındaki diyafondan hemşire çağırma butonuna kadar toplam çözüm sunuyoruz. Yine bir veri merkezi projesinde bizim dışımızda, yazılım dâhil uçtan uca çözüm sağlayan bir firma bulunmuyor. Kişi ve kurumlara sunduğumuz bu entegre çözümlerimizle hem kolaylık, hem sürdürülebilir altyapı ve enerji verimliliği sağlıyoruz. Tek bir yerden hizmet ve servis sağlayarak entegrasyon problemini de ortadan kaldırıp kurumlara veya kişilere hem zaman hem de maliyette tasarruf imkanı da sunuyoruz. Yenilikçi bir firma olmamız diğer artılarımızdan birisi. Fransa’da yapılan lansman sonrasında yılın 1 çeyreği gibi bir süre zarfında o yeniliği Türkiye’ye de getirmiş oluyoruz. Bundan sonraki evlilikler yazılım ve teknoloji alanında gerçekleşecek.